Sultânîyegâh Peşrevi-Kanuni Hacı Ârif Bey #2020 #ınstrumental #turkish #music​​ #Peşrev​​ #sazSemai
Dinlemek / İzlemek İçin Dokunun
- / 5 0 kişi puan verdi
Puan ver:

Sultânîyegâh Peşrevi-Kanuni Hacı Ârif Bey #2020 #ınstrumental #turkish #music​​ #Peşrev​​ #sazSemai

Hacı Arif Bey
Türkçe Müzik - Türk Sanat Müziği - Klasik Dönem Besteciler
23 Temmuz 2020 Sanatçıya Dön
YouTube
Kanûnî Hacı Ârif Bey İstanbul Aksaray’da Hûbyâr mahallesinde doğdu. İlk öğreniminden sonra girdiği Koca Mustafa Paşa Askerî Rüşdiyesi’nden mezun oldu. 1885 yılında Posta ve Telgraf Nezâreti Muhasebe Müdürlüğü’nde kâtip olarak göreve başladı. Bu görevde iken 13 Kasım 1893’te kendisine sâlise rütbesi verildi. 1895’te eyalet Posta ve Telgraf Müdürlüğü başkâtibi olarak Yemen’e tayin edildi. Hac farîzasını da yerine getirerek San‘a’ya giden Ârif Bey burada altı yıl kaldıktan sonra İstanbul’a döndü. Posta ve Telgraf Nezâreti Tahrîrât-ı Ecnebiyye Kalemi’nde başkâtip olarak çalıştı. 5 Mayıs 1905’te sâniye rütbesine yükseltildi. 1910 yılında tekrar Yemen’e gönderildiyse de oradaki isyan sebebiyle kısa sürede İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Nezâret muhasebesinde bir müddet başkâtiplik, ardından Galata Postahanesi’nde veznedarlık yaptı. Bu sırada üçüncü defa Yemen’e gitti, ancak bu görevi de kısa sürdü ve Menâha’da koleradan öldü. Türk mûsikisinin önde gelen kanun virtüozları arasında yer alan Hacı Ârif Bey, bestelediği eserlerle güçlü bir bestekâr olduğunu da göstermiştir. Mûsikiye, memuriyetinin ilk yıllarında aynı dairede birlikte çalıştıkları kanûnî Sarı Talat Bey’den aldığı derslerle başladı. Birkaç yıl süren bu derslerin ardından kısa zamanda kendini tanıttı. Hacı Kirâmî Efendi’den din dışı eserler meşketti. Yemen’de bulunduğu sırada da sazı ile meşguliyetini devam ettiren Ârif Bey kanunu mandalsız çalardı. Başlangıçta kolay olduğu için bu sazın mandalla çalındığını, ancak ilerleme kaydedildikten sonra işin parmaklara dayandığını, bazı eserlerdeki seslerde ve özellikle şedlerde mandalın yetersiz kaldığını, bu sesleri bulmak üzere mutlaka tırnağı perdelerde kullanmak gerektiğini belirtirdi. Zira mandallı kanunun başlangıçta kolay olmasına rağmen daha sonra zorlaştığını, ilk zamanlarda güç olan mandalsız kanunun ise giderek kolaylaştığını söylerdi. Kanunu çok seri akort etmesi ve falsosuz sesler basması ile tanınan Ârif Bey bu sazı icrada yeni bir ekol meydana getirmiştir. Ayrıca bu sazda önemli bir merhale kabul edilen “fiskeli icra” şeklinin de ilk uygulayıcısı olduğu söylenmektedir. Zekâi Dede, Bolâhenk Nûri Bey, Kaşıyarık Hüsâmeddin Efendi, Hacı Fâik Bey, Yeniköylü Hasan Efendi, Lâmekânî Mustafa Efendi gibi mûsikişinaslarla aynı meclislerde bulunup onlardan faydalanma imkânı bulan Hacı Ârif Bey, II. Meşrutiyet’in ilânından sonra Koska’da faaliyete başlayan Dârülmûsikī-i Osmânî Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer almış ve Tepebaşı Tiyatrosu’nda Tanbûrî Cemil Bey, Santûrî Edhem Efendi ve Ûdî Nevres gibi ünlü virtüozlarla konserler vermiştir. Bu arada birçok talebe yetiştirmiştir. Bunlar arasında kanûnî İsmail Zühdü, kanûnî Nâzım, kanûnî Reşad, kanûnî Tahsin, kanûnî Sâlim, kanûnî Fethi beylerle Fahri Bey (Kopuz) ve kendi oğlu Zeki Ârif Ataergin özellikle zikredilmelidir. Yılmaz Öztuna’nın tesbitine göre Hacı Ârif Bey’den günümüze peşrev, saz semâisi, beste, semâi, marş, sirto ve şarkı formlarında doksanın üzerinde eser ulaşmış olup bunlardan yetmiş tanesi şarkıdır. Ayrıca bazı taksimleri plaklara alınan Hacı Ârif Bey, o devirde unutulmaya yüz tutmuş makamlardan sultânîyegâhı canlandırmaya çalışmıştır. Sultânîyegâh peşrevi onun en tanınmış eserlerindendir. Detaylı Bilgi;
Yorum yapmak için giriş yapın.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!
Müzik Kategorisi Canlı Sohbet Kök Kategori Ortak Oda
Tüm müzik kategorileri için merkezi canlı sohbet ve ses odası 24 Saatlik Geçmiş
Bağlanıyor... 0 Çevrimiçi
Sesli Sohbet
Kimse yok.
Çevrimiçi (0)
Mesajlar yükleniyor...